15 Şubat 2010 Pazartesi

her zamankinden farklı bir 14 şubat...



İlk kez bir 14 şubatta sevgilimle buluşacak olmanın heyecanı ve coşkusunu taşıyarak çıkmıştım evden.Aynı sokaklardan geçip, dini bir törenin ritüellerini uygular gibi, Kazım Büfe'nin önünde buldum kendimi, ve istemsizce istedim 1 bölü 2 mizi...

Yüzlerce metre uzaklardan duyulan "şimşek" sesleri, birkaç dakika sonra göreceğim atmosferin müjdecisi gibiydi..Evet, günün anlam ve önemine bu güzel hava da eklenince, 5 Ocak Stadı'nın tribünleri uzun zamandır görmediğim kadar doluydu.Maratonun yarıdan fazlasını, Kapalı Üst'ün tamamına yakınını, ve Muharrem Gülergin Tribünü'nün tamamından da fazlasını doldurmuştu "14 şubatta biz yalnız seninleyiz" diyen şehrin asi çocukları...Maratonda açılan evlilik teklifi ile birlikte, maç öncesinde tribünlerin bir bütün halindeki tezahüratları görülmeye değerdi gerçekten, ve tabi ki Özgür Nasuh'a yapılan anlamlı (!) tezahüratlar.İstiklal Marşı sırasında, oturdukları koltuktan kalkmaya tenezzül etmeyen "bir avuç Mardin taraftarı" da, bireysel olarak da olsa, nasibini aldı o anlamlı (!) sözlerden...

Maça istediğimiz gibi başlayamıyordu Ads'miz.Kalemizde ciddi pozisyon vermesek de, pozisyona da giremiyorduk, oyun kuramıyorduk, hücumda çoğalamıyorduk.İlk yarı tatsız bir şekilde, 0-0 la geçildi.Sarı kart cezalısı Aydın Tabak'ı arıyordu gözlerim...İkinci yarıdan da çok beklentim yoktu, sadece duran toplar vardı, gol bulmayı ümit ettiğim...Gol atanın maçı 1-0 kazanacağı dakikalarda geldi gol.Bir duran topta, Mardin kalecisinin sektirdiği topu takip eden Tayfun Özkan, 10.000'in üzerindeki Adanademirspor sevdalısına adeta Sevgililer Günü hediyesi vermişti.Golden sonraki 25 dakika zor da olsa geçmişti bir şekilde.Artık büyük bir engeli aşmıştık play-off yolunda, ve en yakın takipçimiz Tarsus'un 3 puan önündeydik...

2010 şubatının 14'üydü.Ve ben ilk defa, bir Sevgililer Günü'nde hediye almanın heyecanı ve coşkusunu yaşayarak gidiyordum, Muharrem Gülergin Tribünü'nün sıcak atmosferinden evime.Hayaller kurarak, mayıs sonunda Bank Asya'ya çıkacağımızı ümit ederek...



17 Ocak 2010 Pazar

ZTK 4. hafta: Galatasaray:5 - Denizli Bld:1



Türkiye Kupası'ndaki 3. maçımızda rahat geçtik Denizli Belediyespor'u.Trabzonsporlu bir grupta, 3 maçı da zorlanmadan kazanmak gerçekten sevindirici bizim için.

Caner Erkin sol açıkta yine etkili performans gösterdi ve maçı koparan golü attı ilk dakikalarda.Ancak, Barış'ın 2 gol atması üzücüydü benim için.Ne kadar çabalasa da, mücadele de etse futbol zekasından bu kadar yoksun bir oyuncunun yeri olmamalı Galatasaray'da...

TSL ve Avrupa'da başarının yanında sönük duran ZTK'dan beklentisini göstermiş zaten taraftar; Emre, Çetin ve Berkin'in adına pankart yapıp tribünlere asarak...Sezon başında A takımla kampa götürülen, ardından A2 takımına yollanan Emre Çolak, ikinci yarının başında oyuna girdi.Penaltıyı Emre'ye kullandırma jesti çok güzeldi.Ardından, bu jeste frikik golüyle teşekkür etti Emre.Onun özgüven kazanması açısından çok önemliydi bu goller...

Çoğu kişinin aklına Arda'nın Mleda Boleslav maçındaki performansını getirmiştir Emre.Yeni Arda olarak da lanse edilebilir bazı kimselerce.Ancak ben Emre'den bu şekilde bir çıkış beklemiyorum.Çünkü Arda'nın aksine, oynadığı mevkide çok rakibi var Emre'nin, ve Emre fizik olarak hala yetersiz.Ama önümüzdeki sezon ilk 18 de daha sık yer bulacağından şüphem yok...

Detaylı bir yazı olmadı, kişisel meseleler yüzünden çok da yazmak istemiyor canım aslında.Ama bir promising youngster olarak geleceğe göz kırpan Emre Çolak'a da değinmeden geçemezdim değil mi?

24 Aralık 2009 Perşembe

Ziraat Türkiye Kupası 1. hafta: Galatasaray:2 - Trabzonspor:1

Galatasaray, Ziraat Türkiye Kupası B grubundaki ilk maçında Ali Sami Yen Stadı'nda Trabzonspor'u 2-1 mağlup ederek grup maçlarına 3 puan ile başladı...

Haftasonu Avni Aker'de Fenerbahçe'ye mağlup olan Trabzonspor, yabancılarından yoksun Galatasaray'ın konuğu oluyordu, güzel bir aralık akşamında.11 aslandan oluşan takımın kalesinde Aykut vardı.Defansın sağı Sabri'ye, solu ise Alparslan'a emanet edilmişti.Defansın göbeğini ise Emre Aşık ve Servet oluşturuyordu.Mustafa Sarp ve Ayhan'ın oluşturduğu setin önünde Kaptan vardı.Barış ileri üçlünün sağında, Caner Erkin ise sol açıkta yer buluyordu kendisine.Aydın Yılmaz ise takımın en ileri ucunda görev alıyordu...

Maçın başından itibaren Galatasaray oyunu kontrolü altına almaya, topa sahip olmaya çalıştı.Sağ kanatta Sabri'nin etkili bindirmeleri ve soldaki Caner'in güzel oyunu ile pozisyonlar üretmeye çalıştı sarı kırmızılı ekibimiz.Dikkatli gözlerle izlediğim Aydın Yılmaz, son zamanlardaki en iyi performansını gösterdi bence.Saga, sola açılarak takım arkadaşlarına boş alan yaratmaya çalıştı...


Defansif anlamda da iyi oynuyordu ekibimiz.Trabzonsporlu oyuncular topa sahip olduklarında, hemen bir baskı ile karşılaşıyordu.Nitekim Galatasaray'ın ilk golü de bu baskı sonucunda geldi.Barış Özbek'in zorladığı, Ayhan Akman'ın çaldığı top Arda Turan ile buluştu.Savunmayı hazırlıksız yakalayan Arda'nın pası, Caner Erkin'in güzel koşusu ve bu koşunun ardından gelen güzel kafa vuruşuyla asist niteliği kazandı.Yalnız burada değinmek istediğim bir oyuncu var: Aydın Yılmaz.Top Arda'ya geldiği andan itibaren sol tarafındaki Caner'e defalarca çevirdi başını.Ön direğe yaptığı doğru koşu ile Caner'in rahat pozisyon almasını sağladı.Bence Arda'nın pası ve Caner'in vuruşu kadar Aydın'ın koşusu da alkışlanmalı bu golde...
İkinci yarıya oyuncu değişikliği ile başladı Trabzonspor.Ömer Aysan'ın yerine Umut girmiş, Serkan Balcı defansın sağına kaymıştı.Gol istiyordu Şenol Güneş.İkinci devrenin ilk pozisyonu Trabzonspor'dan geldi.Sağ kanattan Selçuk İnan'ın kullandığı korneri, Umut gole çevirmek istedi.Ancak Umut'un zayıf kafa şutu Aykut'un ellerinde eridi.Bunun hemen ardından golü geldi Galatasaray'ın.Aydın'ın pasını alan Sabri, Arda Turan'ı buluşturdu topla.Arda da güzel bir dokunuşla Trabzonspor ağlarına bıraktı topu.
Golün 1 dakika sonrasında yine etkili bir pozisyon buldu Galatasaray.Sağ kanatta topla buluşan Sabri, penaltı noktasındaki Arda'ya verdi pasını.Kaptan'ın vuruşunu Onur engelledi.Ancak burada Sabri konusuna değinmek istiyorum.Rijkaard'ın gelişi ile adeta yeniden doğan Sabri Sarıoğllu, 2 dakika içinde 2 isabetli orta yaptı.Sanırım bu onun kariyerinde bir ilk.Şaka bir yana, golde Arda'nın koşusunu gören Sabri, bu kez koşuyu yapan Aydın'ın pozisyon hazırladığı ve pas atılabilecek en uygun adama, Arda'ya veriyor pasını.Gerçekten takdiri hakediyor Sabri Sarıoğlu...
2-0 'ın şokunu bir duran top golü ile atlatıyor bordo-mavili ekip.Alparslan'ın Alanzinho'yu düşürmesinden kaynaklanan serbest vuruşu kullanan Selçuk İnan, topu etkili bölgeye gönderdi.Barış'ın marke etmekle görevlendirildiği Song'un dokunduğu topa Aykut'un müdahale şansı yoktu...
Gol dışında da duran toplardan etkili pozisyonlar buldu konuk ekip.Bunun birkaç nedeni var.Öncelikle hava hakimiyeti çok da iyi olmayan bir Galatasaray vardı sahada.Kewell, Mehmet Topal, Hakan Balta gibi oyuncuların olmaması, bordo-mavili ekibin işini kolaylaştırdı duran toplarda.Bir diğer sebep ise, duran topları kullanan oyuncunun Selçuk İnan olması ki Selcuk TSL'de gayet iyi serbest vuruşlar kullanabilen bir oyuncu, ve bunu da gösterdi ASY'de...
Duran top dışında 2 pozisyon buldu konuk ekip.İlki Sabri'nin hatasından kaynaklandı, daha doğrusu boyunun kısalığından.Sabri'nin kafasından seken topu Gabriç içeriye çevirdi.Ancak Servet kritik bir müdahale ile kornere çeldi topu.Trabzonspor diğer gol pozisyonunu Engin Baytar ile yakaladı 69. dk'da.Bu pozisyonda da Sabri doğru zamanda, doğru yerde idi.Bir anlamda, hatasını fazlasıyla telafi etti Sabri...
İyi bir oyunla, gruptaki en ciddi rakibini mağlup etti Galatasaray.10 ocaktaki Orduspor maçını bekliyoruz şimdi, sabırsızlıkla...

21 Aralık 2009 Pazartesi

ilk devrenin ardından...

Turkcell Süper Lig'de ilk yarı sona erdi...Fenerbahçe elde ettiği 12 galibiyet ve 1 beraberlikle, 37 puanla 17. hafta sonunda liderlik koltuğunda.Galatasaray 36 puanla 2. sırada.Bursaspor,Kayserispor ve Beşiktaş ise zirve iddiası olan diğer takımlar...Düşme hattı ise önceki yıllara nazaran biraz daha sakin gibi.Ligden düşecek 1 takım zaten belliydi.Sancılı Ankaragücü-Ankaraspor birleşmesinin faturası Ankaraspor'a kesilmiş, ve mavi beyazlı ekip küme düşürülmüştü...Diğer 2 takımdan da biri kendisini belli etti ilk yarıda.17 haftadaki tek galibiyetini, Ankaraspor'u hükmen yenerek alan Denizlispor, 4 maçından beraberlikle ayrılmış ve 7 puanla ligin dibine demir atmış durumda.Ligden düşecek diğer takımı şu an için kestirebilmek zor ama, ben yine de Diyarbakırspor'un lige tutunabileceğini tahmin etmiyorum...

Kısa bir girizgahın ardından Galatasaray özelinde devam edebiliriz yazıya...

Kötü geçen 2008-2009 sezonunun izlerini atmak isteyen Galatasary yönetimi, 5 Haziran 2009'da bir devrimin ilk adımını atmış, Franklin Edmundo Rijkaard ve Johannes Jacobus Neeskens ikilisini takımın başına getirerek tüm camiayı ayağa kaldırmıştı.Transfer döneminde kadrosunun temel taşlarını koruyan ekibimiz, huzursuzluk kelimesi ile birlikte anılan Cassio Lincoln, Ümit Karan ve Hasan Şaş'tan kurtulmuş; Necati Ateş ve Volkan Yaman da Florya'nın kapısına konmuştu.Rijkaard'ın verdiği şansları değerlendiremeyen Mehmet Güven, Yaser Yıldız, Ferdi Elmas gibi gençlerle de yollar ayrılmış, Orkun Uşak ise takasta kullanılmıştı...
Henüz Rijkaard takımın başına gelmeden önce anlaşma sağlanan, Mustafa Sarp ve Leo Franco Galatasaray'ın bonservis bedeli ödemeden kadrosuna eklediği oyunculardı.2008 yazında Kewell, Baros ve Meira'nın transferlerinde etkin rol oynayan Haldun Üstünel, temmuz başında ilk bombayı patlatmış, takımın bariz sıkıntısı olduğu sağ kanadı Abdul Kader Keita ile güçlendirmişti.30 temmuz sabahı Galatasaray taraftarına müthiş bir güne uyanmıştı.Brezilya milli takımında daima yer bulan Elano Blumer'e sarı kırmızılı forma ile oynayacaktı...Servet'in Marsilya'ya gitme ihtimaline karşılık Beşiktaş'ın sözleşme yenilemekte geciktiği Gökhan Zan ile anlaşılmış, Manisa'dan alınan kaleci Ufuk Ceylan, ve sol tarafa alternatif olarak CSKA'dan kiralanan Caner Erkin transferi ile transfer dönemi başarılı bir şekilde geçilmişti...
Yeni adıyla, Avrupa Ligi gruplarına katılmak için kendisinden çok daha zayıf takımlarla karşılaşacak olan Galatasaray, 16 Temmuz günü Kazakistan'da, Tobol deplasmanında ilk FR ile ilk resmi maçına çıkıyordu.Skor olarak çok rahat olmasa da, herhangi bir sıkıntıya düşmeden Tobol'u eleyen Galatasaray'ın gençleri, bir sonraki turda Maccabi Netanja ağlarına 10 gol bırakırken kalesinde yalnızca 1 gol görüyordu.Süper Lig arasındaki maçlarda Estonya'nın Levadia Talinn ekibini 5-0 ve 1-1 lik skorlarla eleyen Galatasaray, Avrupa Ligi'nde gruplara kalmıştı...Panathinaikos, Dinamo Bükreş, ve Strum Graz'lı gruptan çıkmayı 4. maçlar sonunda garantileyen ekibimiz, şimdi şubat ayında karşılaşacağı Atletico Madrid maçını bekliyor...
Yeniden TSL'ye dönecek olursak, bu kulvardaki ilk maçına Gaziantepspor maçıyla başlayan Galatasaray seyircisini de tatmin eden bir futbolla galibiyet serisine başlamıştı.Beşiktaş ve Kayserispor galibiyetlerini de içeren 6 maçlık seri ASY'deki Eskişehir maçı ile son bulmuştu.Ertesi hafta Ankaragücü'ne 3-0 yenilen takımın moralini 4-3 lük Trabzonspor maçı düzeltiyor, 10. haftada Kadıköy'e lider Fenerbahçe'nin 2 puan gerisinde 2. sırada gidiyordu Galatasaray.Şükrü Saracoğlu'nda yıllardır süren talihsizliğini yenemeyen ekibimiz sahadan 3-1 lik yenilgi ile ayrılıyordu.Ancak ŞSS'de tek kaybedilen 3 puan değildi.Emre Belözoğlu'nun müdahalesi ile tarak kemiği kırılan Milan Baros takımını ilk yarı sonuna kadar yalnız bırakacaktı.Ayrıca Carlos'a attığı yumruk yüzünden kırmızı kart gören Keita'ya 3 maçlık bir ceza verilmişti.Baros ve Keita'yı kaybeden takım eski ahengini de yitirmişti.Dahası, takımın bitiriciliğinin düştüğü de istatistikler ile açıkça ortadaydı.Buna karşın eskiye nazaran kalesinde daha az pozisyon veren Galatasaray, Sivas ve Diyarbakır engelini aşmıştı.Takım düzene girdi derken, ASY'de adeta gol kaçırma yarışına giren Galatasaray, Manisaspor beraberliği ile zirve yolunda ciddi bir yara almıştı.Bursa deplasmanından da eli boş dönen Galatasaray,adeta Manisa maçının tekrarı niteliğindeki, ASY'deki İBB maçı ile galibiyet hasretini 3 maça çıkarıyordu...Ertesi hafta Antalya deplasmanında 2-0 mağlup duruma düşmesine karşın maçı 3-2 kazanan sarı kırmızılı oyuncular, bu takıma güvenin diyordu adeta.Ligin son haftasında, TSL'nin kalburüstü ekiplerinden Gençlerbirliği'ni deviren Galatasaray, lider Fenerbahçe'nin ardından ilk yarıyo ikinci sırada kapatıyordu...
Birçok maçını önemli oyuncularından yoksun oynayan Galatasaray Avrupa ve TSL'de gayet iyi bir durumda bence.Takımın performansını oyuncular üzerinden değerlendirerek ara transfer dönemi için fikirlerimi de belirtmek istiyorum.
Kaleden başlayalım.Atletico Madrid'ten gelen Leo Franco kalesinde güven vermiyor.Cepheden gelen toplarda kötü olmasa da, yan toplarda büyük hatalar yapıyor.Ayrıca bir saatli bomba hissi yaratıyor taraftar üzerinde, yaptığı çok riskli ve bazen hatalı hareketleriyle.Bence Galatasaray kalesini Leo korumamalı, ama sözleşmesi gereği yolların ayrılamayacağını da biliyorum...
Defanstan bahsederken, öncelikle Sabri Sarıoğlu'nun performansındaki ciddi artışa değinmek gerek.FR ile birlikte yeniden doğan Sabri, Keita ile çok iyi anlaşıyor.Bu sezonki birçok maçta da taraftarın alkışını aldı zaten.Uğur da iyi bir alternatif o bölgede.Defansın göbeğinde 4 oyuncumuz var.Ancak Servet, Gökhan, ve Emre'ler birbirine benzer oyuncular.Zaten bu bölgede kaliteli bir oyuncuya ihtiyacımız olduğunu herkes biliyor, teknik heyet ve yönetim de bu konuda bir karar almıştır elbette.Defansın solunda Hakan Balta iyi bir performans sergileyemedi ilk yarı boyunca.Son haftalarda ümit veren bir Caner Erkin var sahada.Alparslan ise yetersiz oyunculardan, muhtemelen ocakta yollar ayrılacak onunla...
Orta sahamız takımımızın en önemli bölgesi.Bu bölgede çok oyuncu denedi FR, ancak hala ideal bir 3lümüz oluşmadı.Mehmet ve Mustafa Sarp'ın birlikte yer aldığı bir orta saha üçlüsü ofansif anlamda pek bir varlık gösteremiyor.Bu ikilinin birlikte oynadığı maçlarda top çıkarmakta zorlanıyoruz.Zaten nedense Elano'yu topla buluşturamıyoruz...Ayhan takımda misyonunu tamamlayan oyunculardan.Barış ise futbol zekasından yoksun bir oyuncu.Linderoth olayı da belli değil.Oynadığı birkaç maçta bizi heyecanlandırsa da, nedense sonradan yer bulamadı kendine takımda...
Takımımız hücum hattında birbirinden değerli, ve farklı özelliklere sahip oyuncular var.Kewell ve Keita çok fantastik oyuncular.Keza Arda ve Baros da her an herşeyi yapabilecek potansiyeldeler.Nonda da yedek klübesinde yer almalı bence.Ancak sezon başında yazıldığı gibi, Sercan transferinde takas olarak kullanılırsa da çok sevinirim..Bu bölgeye de bir takviye yapacağımız kanısındayım...
Sene başındaki umudumun daha ötesinde şu anda Galatasaray.Sonsuz güvenim olan FR ile her geçen gün daha iyiye gidiyor/gidecektir takımımız.Sezon öncesindeki kampa katılmayan Elano devre arası kampında yer alıp performansını günden güne artıracaktır.İlk yarıyı liderin 1 puan gerisinde tamamlayan Galatasaray'ımızın şampiyonluk ipini göğüsleyeceğine yürekten inanıyorum...
Ziraat Türkiye Kupası'ndaki Trabzonspor maçının ardından görüşmek dileğiyle...

15 Aralık 2009 Salı

başlarken...

Merhaba,
Günlük yaşantımda baş köşeye yerleşen futbol, özellikle Galatasaray ve Adanademirspor'daki gelişmeler ve her iki takımın maçları hakkındaki düşüncelerimi yazma ihtiyacı beni bu blogu açmaya yöneltti.Bulabildiğim vakit ile doğru orantılı olarak, Avrupa'nın büyük ligleri ile değerlendirmelerde bulunmaya çalışacağım...
Neden mi "promising youngster"? Türkçeye "umut vaadeden genç" olarak çevirilebilir...Benim gibi yeni bir blog yazarını anlatan daha güzel bir ifade var mı :)