
İlk kez bir 14 şubatta sevgilimle buluşacak olmanın heyecanı ve coşkusunu taşıyarak çıkmıştım evden.Aynı sokaklardan geçip, dini bir törenin ritüellerini uygular gibi, Kazım Büfe'nin önünde buldum kendimi, ve istemsizce istedim 1 bölü 2 mizi...
Yüzlerce metre uzaklardan duyulan "şimşek" sesleri, birkaç dakika sonra göreceğim atmosferin müjdecisi gibiydi..Evet, günün anlam ve önemine bu güzel hava da eklenince, 5 Ocak Stadı'nın tribünleri uzun zamandır görmediğim kadar doluydu.Maratonun yarıdan fazlasını, Kapalı Üst'ün tamamına yakınını, ve Muharrem Gülergin Tribünü'nün tamamından da fazlasını doldurmuştu "14 şubatta biz yalnız seninleyiz" diyen şehrin asi çocukları...Maratonda açılan evlilik teklifi ile birlikte, maç öncesinde tribünlerin bir bütün halindeki tezahüratları görülmeye değerdi gerçekten, ve tabi ki Özgür Nasuh'a yapılan anlamlı (!) tezahüratlar.İstiklal Marşı sırasında, oturdukları koltuktan kalkmaya tenezzül etmeyen "bir avuç Mardin taraftarı" da, bireysel olarak da olsa, nasibini aldı o anlamlı (!) sözlerden...
Maça istediğimiz gibi başlayamıyordu Ads'miz.Kalemizde ciddi pozisyon vermesek de, pozisyona da giremiyorduk, oyun kuramıyorduk, hücumda çoğalamıyorduk.İlk yarı tatsız bir şekilde, 0-0 la geçildi.Sarı kart cezalısı Aydın Tabak'ı arıyordu gözlerim...İkinci yarıdan da çok beklentim yoktu, sadece duran toplar vardı, gol bulmayı ümit ettiğim...Gol atanın maçı 1-0 kazanacağı dakikalarda geldi gol.Bir duran topta, Mardin kalecisinin sektirdiği topu takip eden Tayfun Özkan, 10.000'in üzerindeki Adanademirspor sevdalısına adeta Sevgililer Günü hediyesi vermişti.Golden sonraki 25 dakika zor da olsa geçmişti bir şekilde.Artık büyük bir engeli aşmıştık play-off yolunda, ve en yakın takipçimiz Tarsus'un 3 puan önündeydik...
2010 şubatının 14'üydü.Ve ben ilk defa, bir Sevgililer Günü'nde hediye almanın heyecanı ve coşkusunu yaşayarak gidiyordum, Muharrem Gülergin Tribünü'nün sıcak atmosferinden evime.Hayaller kurarak, mayıs sonunda Bank Asya'ya çıkacağımızı ümit ederek...
